BLACK WHITE DERGİSİ HAZİRAN 2007

KIRILGANLIĞIN KUSURSUZ GÖRSELLİĞİ

Bu sayımızda sizler için dünyanın en önemli porselen merkezlerini kaleme aldım. Porselenin tarihi öyküsünden başlayan yolculuğumuzda dünyanın eşsiz porselen merkezlerine dair de pek çok detay bulacaksınız.

Porselen; ince ve sıkı ham urlu, genellikle beyaz renkli, iç kısmı camlaşmış, dışı çoğu kez feldişpot ya da kurşunlu parlak ve saydam bir sırla kaplı seramik üründür. Porseleni ilk kez Çinliler bulmuş. Çin porseleni Çin'le sıkı ilişkileri olan Ortadoğu üzerinden ve Arap dünyası ile temaslar sonucunda, Ortaçağ'dan itibaren batıya girmiş. Bütün fayans ustaları bu yeni ürünün yapım tekniğini bulmaya çalışmışlar, bu arayışlar sonucunda Fransa yumuşak porseleni keşfetmiş.

Yumuşak porselenler 1250 derecede, bir defa pişirilir ve yan saydam kalır. Sert porselenler 1000 derecede ilk pişirmeye tabi tutulur, üzerlerine renkli veya renksiz bir sır geçirilir. Sonra yeniden 1400 derecelik fırına verilir. Ardından süslenir (sıralımda süsleme) ve üçüncü defa fırınlanır.

18. yüzyılda yumuşak porselen Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde yer alan yapım evlerinde üretiliyordu. Bunlar arasında Belçika'da Toumai, İsveç'te Marieberg, Danimarka’da Kopenhag, İngiltere'de Chelsea, Longtonhall, Derby, Worcester ve fosfatlı porselenin Bone China geliştirdiği Bow, İtalya'da Capodimonte, İspanya'da Buen Retiro sayılabilir. Saksonya porseleni Meissen, Fransa'da Sevres ve Limoges porselenleri gerçek sanat eserleri olarak kabul edilir.

MEISSEN : Saksonya (Almanya) Prensi ve Polonya Kralı Güçlü August'un hastalık derecesinde inanılmaz boyutlara ulaşan porselen tutkusu olmasaydı, Meissen porselenlerinin adından bugün belki de söz edilmeyecekti. Koleksiyonlarına yeni porselenler eklemek için hazinesindeki altın stoklarını tüketmeye başlayan August, altın yapan simyacı Johann Friedrich Büttger'i özel korumalarla Dresden'e getirtti .Gözetim altında kendisine tahsis edilen laboratuvarda isteksizce çalışırken, doğa bilimci Grafvon Tschimhaus ile tanıştı.

Büttger'in yeteneklerinin farkına varan Tschimhaus ona porselen yapmak için iş birliği teklif etti. Teklifi kabul eden Büttger'in, laboratuarının kapısına astığı tabela çok ilginçtir. 'Ulu yaratıcımız olan Tanrı, altın yapan birini çömlekçi yaptı'.

Böylece 6 Haziran 1710 tarihinde Saksonya Bölgesi'nin başkenti Dresden'in Meissen kasabasında Albrechtsburg'daki şatoda 25 kişi ile Almanyanın ilk porselen fabrikası faaliyete geçti. Avrupa’da ilk sert porseleni de burada üretildi. Çok sevilen bu porselenlerin üretimi günümüzde de sürmektedir. Şimdiki, damgası çatılmış iki kılınç amblemidir.

SEVRES: Yüzyıllarca sürecek porselen imparatorluğunun temeli 1738'de 'National Manufacture' adı ile asilzade 'Orry de Fuluy' tarafından, Paris yakınlarında Vincennes'de eski bir şatoda atılır. Krallık yapım evi unvanını alır. 1756 yılında fabrika Sevres şehrine taşınır. Sevres yapım evinde yumuşak porselen üretimi 1800 yılında kadar sürer. Sevres'in en belirgin özellikleri, düz renk zemin üzerine kurulan muhteşem panolardır. Üstün bronz işçiliği de dikkat çeker.

Fransa Kralı XV.Louis'in en sevdiği gözdesi olan Madame de Pompadour'un porselen sevgisi ve verdiği destek büyüktür. Porselen çiçekleri çok seven Madame de Pompadour'un sarayında bunları kullanırken güzel koksun diye porselen çiçekleri cömertçe parfümle yıkadığı bile söylenir.

LIMOGES: Fransa'da 1769 yılında Limoges yakınlarındaki Saint-Yrieix'de porselenin en önemli hammaddesi olan yüksek nitelikli kaolin bulundu. Limoges'un bir porselen merkezi olarak gelişmesinde bulunan kaolinin önemi büyüktür.

1771 yılında Grellet Kardeşler ve Massie, Limoges porseleninin adını tüm Avrupa'da ünlendirecek olan ilk porselen fabrikasını kurdular. O nedenle Limoges Fransızlar'ı önemli bir porselen markasıdır. Tabakları, bonbon yerleri, levhaları, mücevher kutuları ve ibrikleri ile meşhurdur.

HERENCH Herend Porselenleri ismini Macaristan'ın batısında Balaton Gölü yakınındaki küçük bir kasabadan alıyor. Herend fabrikası 1826 yılında Vince StingI tarafından. yüzyıllardan beri çömlekçilikle uğraşılan bu yerde kuruldu. Herend, ismini ilk olarak 1842’de Macaristan'da düzenlenen el sanatları sergisiyle duyurdu.

Herend firmasının sahibi Mor Fıscher, değerli Çin porselenlerinin röprodüksiyonlanyla fabrikayı kısa sürede üne kavuşturdu. Seçkin sanatçılar tarafından tek tek elde boyanan Herend porselenleri günümüzde Macar seramik endüstrisinin gurur kaynağı olmaya devam ediyor. Şüphesiz bu başarıda ürünlerin kalitesinin ve dünya çapında porselene duyulan ilginin önemli bir payı var.

ESER-İ İSTANBUL Bir Osmanlı porseleni markasıdır. 1845 yılında, Beykoz civarında kurulan porselen fabrikasından iki yüzyıl önce İstanbul'da üretilen porselenlere rastlanılmaktadır. Bu eserler fabrika ürünleri değildir. Galata, Eyüp, Balat ve Beykoz civarı çeşitli atölyelerde yapılmışlardır.

O dönemlerde ustalar yaptıkları eserlerin altına talik yazı ile Eser-i İstanbul yazısı kazınmış mühür basıyorlardı. Topkapı Müzesi’nde örnekleri vardır. Çok pahalıya çıkan bu porselenler dışarıdan gelenler karşısında tutunamadı.

YILDIZ PORSELEN FABRİKASI: Kendi zevki ve merakı dolayısıyla II.Abdülhamit tarafından Yıldız Sarayı'nın dış bahçesinde kurulmuştur. 1890 yılında Fransız Büyükelçisi Poui Cambon'un tavsiyesi ile yaptırılmıştır. 1895 İstanbul depreminde harap olup daha kapsamlı inşaa edilmiştir. İlk ustalar ve hammaddeler yurt dışından getirilmiş, 1. Dünya savaşı sırasında Avrupa ile irtibat kesildiğinden İstanbul civarında bu işe uygun toprak bulunarak porselen yapımı devam etmiştir.

Damgası ayyıldızdır. İmalat yılı eski harflerle yazılıdır. Daha sonra imalat durdurulmuş. 1960'da Yıldız porselen Sümerbank'a bağlı olarak tekrar üretime geçmiştir.

Siz Black White okuyucularına bir nebze dahi olsa porselenin tarihini ve popüler markalarından bazılarını tanıtmaya çalıştım. Kırılgan olmalarının dışında sahip olduğumuz her biri bir sanat eseri olan bu porselenleri dekore ettiğimiz evlerimizin en önemli yerlerinde keyifle ve dikkatle kullanalım, bu porselenlere gözümüz gibi bakalım ve onları kırılmaktan koruyalım. Unutmayın gidenin yerine yenisi gelmiyor.

Osman Gürsoy Antika Sanat Danışmanı SJB Osman Gürsoy'un diğer yazıları